01 Ağustos 1999

Nük-le-er san-tı-ral is-te-mi-yo-ruz!


Bu yazı Hekim Forumu'nun Temmuz-Ağustos 1999 tarihli sayısında yayınlanmıştır.


Dr. Ümit Şahin

Akkuyu deyince aklınıza ne geliyor?

a)Silifke yakınlarında bir köy.
b)İçel’e bağlı Gülnar ilçesinin Büyükeceli beldesinin deniz kıyısındaki alanlarından biri.
c)Harika bir kumsal ve plaj.
d)Genellikle seracılıkla geçinen sıcakkanlı insanların yaşadığı bir yer.
e)Orada nükleer santral yapılmayacak mıydı?..

Evet, bunların hepsi doğru. Ne yazık ki “e” şıkkı da!

Nükleer santrallara pek çok nedenle karşı çıkılabilir. Bir kere nükleer santrallar tehlikelidir. Çernobil kazasını yaşadık. Başka da dünya kadar nükleer kazası var yaşanmış. Üstelik nükleer santralların kaza yapmadığı zamanlarda bile radyoaktif sızıntı yaptığı artık bir gerçek olarak kabul ediliyor. Sonra atık sorunu var. Binlerce yıl radyasyon yayacak atıkların nasıl tehlikesiz halde saklanacağı bulunabilmiş değil. Aslında bu, teorik olarak mümkün bile değil.Nükleer santrallar ekonomik de değil. Hem yapım, hem de işletme maliyetleri açısından dünyanın en pahalı, riskli ve kirli enerji üretim yöntemi olarak kabul edilebilir.

Ama bütün bunlar genel doğrular ve bir noktadan sonra asıl belirleyici olanın bunlar olmadığını görüyorsunuz. Bunun için Akkuyu’yu görmeniz ve orada yaşayan insanları dinlemeniz gerek.

ÇÜNKÜ AKKUYU’DA YAŞAYAN İNSANLAR, NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYOR.

Siz evinizin hemen yanında yapılsın ister miydiniz?

Geçenlerde Akkuyu’daydık. 1994 yılında yapılmaya başlayan ve bu yıl altıncısı gerçekleştirilen “Nükleer Karşıtı Şenlik” için ülkenin çeşitli yerlerinden nükleer karşıtları, bu arada Bergama’da siyanürlü altın mücadelesini kazanan Bergamalı köylüler de Akkuyu’ya gelmişlerdi.
Amacımız nükleer santralı ülkemize sokmamaya kararlı olduğumuzu bir kez daha duyurmak ve aslında bu mücadelelerinde Akkuyu köylülerine destek olmaktı. Üstelik bu yıl iş çok daha ciddiydi. Tahkim Yasası Meclis’teydi ve tahkimin kabul edilmesi, nükleer santral ihalesinin bir an önce sonuçlanması için yabancı firmaları cesaretlendirecekti. Bu kez hem nükleer santrala, hem de tüm benzeri durumlarda (Bergama,Çamlıhemşin vb.) halkın istencini hiçe sayacak tahkime karşı, sesimizi yükseltiyorduk.

Nükleer karşıtı afiş ve pankartlarla donatılmış köy meydanında yapılan konuşmalarla başlayan şenlik, Bergama köylülerinin öncülüğüyle bir yürüyüşe dönüştü. Ancak köy içindeki yolları kateden ve sayıları 2000’in üzerinde olan yürüyüşçülerin anayola çıkmalarına ve nükleer santralın yapılacağı yere kadar yürümelerine jandarma ve polis tarafından izin verilmedi. Alınan güvenlik önlemlerinin her geçen yıl arttırıldığı Akkuyu’da bu kez sadece jandarmalar değil, Mersin’den gelen çevik kuvvet ekipleri de bulunuyordu. Jandarma ve polis tarafından oluşturulan barikatın önünde yaklaşık bir saat oturma eylemi yapılmasının ardından eyleme son verildi. Akşam saatlerinde yapılan forum, tiyatro ve dans gösterileriyle de şenlik sona erdi.
Son olarak bu haber mi, çevre yazısı mı olduğu belli olmayan yazının, daha çok güzel yerlerin tanıtıldığı, gezi yazılarının yer aldığı TIPİK sayfasında ne işi olduğunu merak edenlere bir önerim var. Önce bu sayfada yer alan fotoğraflara bir bakın. Sonra, bu sene ya da gelecek sene tatil rotanızda küçük bir değişiklik yapıp, gideceğiniz yere Akkuyu üzerinden gitmeyi deneyin. Hatta bir-iki günü de köyün hemen dışındaki kumsalda bulunan küçük otelde geçirebilirsiniz.
Özellikle ince kumlu plajları sevenler için harika bir kumsal burası. Yeşille mavinin ideal buluşma yerlerinden biri olan bu sahillerde bol bol fotoğraf çekin. Tertemiz havayı içinize çekip tembellik yapmanın keyfine varın.

Bu arada köy meydanındaki kahvede bir çay içip, köylülerle iki kelime konuşun. Her aklı başında insan topluluğu gibi neredeyse tamamı, köylerinin burnunun dibine bir nükleer santral yapılmasına şiddetle karşı çıkan, buna karşı mücadele etmek yıllardır hayatlarının bir parçası olmuş bu insanlara bir kulak verin.

Yeni yerler görmek, biraz da yeni yaşamlar ve yeni mücadelelerle karşılaşmak değil midir? O zaman nükleer santrallara karşı çıkmak için teknik, ekonomik vb. verilerin o kadar da önemli olmadığını daha iyi anlayacaksınız. Ve siz de köylülerle birlikte bağırmaya başlayacaksınız:

“NÜK-LE-ERSAN-TI-RALİS-TE-Mİ-YO-RUZ!”

NASIL GİDİLİR? Otomobille gitmek için, İstanbul’dan Konya-Karaman-Mut üzerinden Silifke’ye gelmeniz ve Antalya yönünde ilerleyip Taşucu’nu geçtikten yaklaşık 45 dakika sonra Büyükeceli köyüne ulaşacaksınız. Antalya yönünden gelirken ise Alanya-Mersin sahil yolunda Antalya’ya yaklaşık 6 saat uzaklıkta Aydıncık’ı geçince Büyükeceli’ye ulaşabilirsiniz.

NEREDE KALINIR? Silifke üzerinden gelirken, köye 2 km mesafede, sözünü ettiğimiz kumsalda bulunan Hayat Motel’de kalabilirsiniz. Yıllardır antinükleer hareketin yöredeki merkezlerinden biri olan motelin, sizi ağırlamaktan keyif duyacak sahibi Muammer Bey’e nükleer karşıtı selamlarınızı iletmeniz gerekiyor.
Telefon:(0 324)753 22 05 - 06

Hiç yorum yok: