Bu blogda, gazete ve dergi yazılarım yer almaktadır. Akademik yayınlar ve makaleler - Yeşil Gazete yazıları
Çevre Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çevre Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Ocak 2012

Sözde Van depremi!

Bu yazı 1 Ocak 2012'de Radikal İki'de yayımlanmıştır.

Baskın Oran Radikal İki’de geçen hafta (25 Aralık) yayımlanan yazısında “Ermeni ve Kürt işlerini (matematik terimiyle) ‘sözde parantezi’ne alsak, epey kağıt ve mürekkepten tasarruf ederiz” diyerek Başbakan Erdoğan’ın Kürt açılımı sonrası başlayıp biten barış sürecine bile “sözde” sıfatını yapıştırmasını eleştiriyordu.

Özellikle TRT haberlerinden ezbere bildiğimiz bir sıfat olan “sözde”, “başkaları söylediği için dile getirmek zorunda kaldığımız bu durum, aslında yoktur, ya da doğru değildir” anlamına geliyor. Türkiye’de devletin gerçeklikle ilişkisinin bu tek kelimede gizli olduğu söylenebilir. Gerçekler işinize gelmediği zaman (yani çoğu zaman) inkâr etmenin harika bir yoludur. Söz konusu mesele aslında yoktur. Dolayısıyla dert etmeye ya da bir şeyler yapmaya gerek olmadığı gibi, hâlâ o meseleden söz edenler de, en hafif deyimiyle, muteber vatandaşlar değildir.

06 Ağustos 2007

Zehirli Atıkları Yakmak Çözüm Değil

Bu yazı Radikal gazetesinin 6 Ağustos 2007 tarihli sayısında yayınlanmıştır.


Ümit Şahin

Her seferinde söylemekten dilimizde tüy bitti, yazmaktan yorulduk, ama ne yazık ki hâlâ atık yakmanın zehirli kimyasalların bertarafında uygun bir yol olduğu düşüncesi yaygınlığını koruyor. Oysa zehirli kimyasalların yakılması, bu maddelerin çevreye yayılmasını engellemez, sadece form ve hacim değiştirmesine neden olur. Zehirli atıkların yakıldığı tesislerin bacalarından çıkan son derece zehirli kimyasallar havaya ve bu yolla yine toprağa ve sulara yayılır, üstelik çok uzak mesafelere taşınarak bütün yeryüzünü kirletir.

01 Eylül 2006

Kalıcı Organik Kirleticiler ve Sağlık



Dr. Seval Alkoy ile birlikte yazdığımız "Kalıcı Organik Kirleticiler ve Sağlık" başlıklı kitap, 2006'da Çevre İçin Hekimler Derneği yayını olarak yayınlandı.

Kitabı buradan pdf dosyası olarak indirebilirsiniz.

Kitabın sunuşunu aşağıda okuyabilirsiniz.

SUNUŞ
“İnsanın doğaya karşı davranış biçimi son derece önemlidir, çünkü artık insan doğayı değiştirme ve ortadan kaldırma gücüne sahip hale gelmiştir. Oysa insan doğanın bir parçasıdır ve doğaya karşı verdiği savaş, kaçınılmaz olarak kendisine karşı verdiği bir savaştır. ”
Rachel Carson, 1964
Elinizdeki kitapçık, çevremizdeki kimyasalların küçük, ama önemli bir bölümüne biraz daha yakından bakmayı hedefliyor. Çok farklı amaçlarla kullanılan ya da çeşitli işlemler sonucu atık olarak açığa çıkan benzer kimyasal özelliğe ve biyolojik davranışa sahip bir grup madde, çevrede ve canlı dokularda uzun süre kalabildikleri ve birikebildikleri için İngilizce’de POP’s kısaltmasıyla (Persistent Organic Pollutants) anılan özel bir grup olarak ele alınıyor. Türkçe’de Kalıcı Organik Kirleticiler, ya da kısaca KOK’lar olarak anmayı tercih etiğimiz bu kirletici kimyasal maddeler, hem tamamen insan yapımı oldukları halde kirliliğe bağlı olarak çevrede çok yaygın bir şekilde bulundukları, hem insan sağlığı üzerindeki zararlı etkileri diğer pek çok kimyasaldan daha iyi bilindiği, hem de bu zararlı etkiler yabana atılamayacak kadar ciddi olduğu için özel ilgiyi hakediyorlar.
Çevre hareketi açısından da KOK’lar özel bir yer işgal ediyorlar. 1960’lı yıllarda tipik bir kalıcı organik kirletici olan DDT’ye karşı başlatılan mücadele çağdaş çevre hareketinin dönüm noktalarından birini oluşturmuştur. Üstelik KOK’lar sorunu, uluslararası çevre anlaşmalarıyla çözülmeye çalışılan başlıca birkaç büyük çevre sorunundan biridir. 2001 tarihli Stockholm Konvansiyonu, KOK’ları yeryüzünden tamamen temizlemeyi hedefleyen, bunun için de etkileri en iyi bilinen ve en yaygın kullanılan 12 KOK’a öncelik veren bir uluslararası çevre anlaşması olarak Montreal ve Kyoto protokolleri gibi hükümetler üzerinde bağlayıcı özelliğe sahip bir anlaşmadır. Sadece bu bile KOK’lar sorununun çevre ve insan sağlığı açısından taşıdığı önemi göstermeye yeter.
Bu kitapçıkta Kalıcı Organik Kirleticiler hakkında genel bilgiler verilmiş, ancak ağırlıklı olarak bu maddelerin insan sağlığı üzerinde yarattığı riskler irdelenmiştir. Kuşkusuz KOK’lar sorununun, -bu kitapta da kısaca değinilen- birçok başka yönü bulunmaktadır. Bunlar arasında Stockholm Konvansiyonu’nun uygulanmasıyla ilgili sürecin nasıl işlediği, KOK zararsızlaştırma teknolojileri ve alternatif - temiz üretim yöntemleri ile KOK’ların çevre ve doğal yaşam üzerindeki olumsuz etkileri başta gelir.
Bu kitapçık Çevre İçin Hekimler Derneği tarafından 2005 yılında yürütülen “Kalıcı Organik Kirleticiler Toplumsal Farkındalık Projesi” kapsamında hazırlanmıştır. Bu proje Bumerang ve IPEN’in desteği ve Bölgesel Çevre Merkezi (REC Türkiye)’nin maddi katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. Proje kapsamında 24 Aralık 2005 tarihinde İstanbul’da bir sempozyum düzenlenmiştir. Elinizdeki kitapçık için bu sempozyumda sunulan bildirilerden de yararlanılmış olmakla birlikte, bildirilere kitapçık boyutlarını çok aştığı için burada yer veremiyoruz. İçeriğinde yukarıda sözünü ettiğimiz bazı konular hakkında ayrıntılı bilgilerin ve konuyla ilgili kamu kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin politika sunuşlarının da bulunduğu bildirilerin sunum dosyalarına derneğimizin internet sitesiden erişebilirsiniz.
Proje kapsamında ayrıca bir “Kalıcı Organik Kirleticiler Bildirgesi” hazırlanmıştır. Tam metnine bu kitapçığın son bölümünde de yer verdiğimiz bu bildirge, konuyla ilgili bilim insanlarıyla, meslek kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri tarafından hazırlanarak 24 Aralık 2005 tarihinde düzenlenen sempozyumda ilan edilmiştir. Bildirge KOK’lar sorununun çözülmesi için yapılması gerekenleri içeren geniş kapsamlı bir öneriler demetini bir araya getirmektedir.
Kalıcı Organik Kirleticiler sorununun Türkiye gündemine bir kez daha gelmesini sağlayarak bir sempozyum düzenlenmesini, bir bildirge yayımlanmasını ve elinizdeki kitapçıkla birlikte broşür ve internet sayfalarının da oluşmasını sağlayan projemize verdikleri destek nedeniyle başta Bumerang olmak üzere ilgili sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerine, sempozyum başkanı Prof. Dr. Çağatay Güler’e, projeyi ve derneğimizi en baştan itibaren destekleyen Prof. Dr. İlhan Talınlı ve Prof. Dr. Ali Osman Karababa başta olmak üzere, sempozyum düzenleme kurulunda yer alan ve bildirgenin hazırlanmasına katılan bütün bilim insanlarına teşekkür ediyoruz.
Projenin gerçekleşmesini sağlayan Bölgesel Çevre Merkezi - REC Türkiye’ye ve merkez çalışanlarına da Çevre İçin Hekimler Derneği olarak özellikle teşekkür ederiz.
Dr. Ümit Şahin
Çevre İçin Hekimler Derneği Başkanı

07 Haziran 2006

Tehlikeli (ve Radyoaktif) Atık Yönetimi ve İnsan Sağlığı


Bu yazı 7-9 Haziran 2006'da Bursa'da yapılan Kent ve Sağlık Sempozyumu'nda tebliğ olarak sunulmuş ve kongre kitabında tam metin olarak yer almıştır.


Dr. Ümit Şahin

GİRİŞ
Çevre kirliliği ve insan sağlığının kesişme noktaları, kimyasal, fiziksel ve biyolojik kirleticilerin çevrede bulunma yoğunlukları ve bunların organizmada yarattığı toksik etki düzeyleriyle ilişkilidir. Bugün üzerinde yaşadığımız gezegenin karşı karşıya bulunduğu çevre kirliliğinin insanların hastalık yükündeki doğrudan payının hesaplanmasında çevresel kirleticilerden kaynaklandığı bilinen kalp ve akciğer hastalıkları, kronik hastalıklar, kanser, doğumsal anomaliler ve benzeri sağlık sorunları hesaba katılmaktadır. Ancak kirleticilerden kaynaklanan sağlık sorunlarının saptanmasında ciddi kısıtlar halen devam etmektedir. Bunların başında her gün yenileri üretilen, kullanıma sunulan veya atık olarak açığa çıkan kimyasal bileşiklerin toksikolojik niteliklerinin ortaya konmasındaki teknik ve zamansal sorunlar ve bu bileşiklerin çevredeki yoğunluklarının ölçülmesindeki ve izlenmesindeki teknik, maddi ve politik kısıtlar gelmektedir. Ayrıca elektromanyetik alanlar gibi giderek önemi artan fiziksel kirleticilerin organizma üzerindeki etkilerinin anlaşılmasındaki zorluklar devam etmektedir. Çevresel kirleticilere daha çok işyeri ortamında kısa sürede ve yüksek dozda maruz kalmayla ilgili veya akut zehirlenme durumundaki sağlık etkileri daha iyi bilinmekte, ancak genel populasyonun maruz kalma şekli olan uzun süre, düşük dozda etkilenimin sağlık üzerindeki etkilerinin saptanması epidemiyolojik, etik ve politik güçlükler taşımaktadır.

24 Aralık 2005

Kalıcı Organik Kirleticiler Bildirgesi

Çevre İçin Hekimler Derneği'nin öncülüğünde hazırlanan Kalıcı Organik Kirleticiler Bildirgesi 2005 yılı sonunda yayınlanmıştı. Ben de bildirgeyi hazırlayanlar arasındaydım. Bildirge metni ve yazarların tam listesi aşağıda bulunabilir.

01 Ekim 2001

Bergama Raporu (TTB)

Türk Tabipleri Birliği (TTB) adına Prof. Dr. Zuhal Amato Okuyan ile birlikte yazdığımız Bergama Raporu 2001 yılında yayınlandı.

Tam metni buradan (pdf olarak) indirebilirsiniz.

17 Temmuz 2000

Elektromanyetik Alanlar Bildirgesi (2000)

BİLDİRGE

Elektromanyetik Alanlar, Cep Telefonları ve Baz İstasyonlarının İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri ve Alınması Gerekli Önlemler



Çevre İçin Hekimler Derneği ve İstanbul Tabip Odası’nın çağrısıyla, 17 Temmuz 2000 tarihinde elektromanyetik alanların ve özellikle cep telefonları ve baz istasyonlarının insan sağlığı üzerindeki etkileri ve alınması gerekli önlemler konusunda, İstanbul Tabip Odası’nda Prof. Dr. Nesrin Seyhan’ın başkanlığında bir yuvarlak masa toplantısı düzenlenmiştir.

Toplantıya katılan tıp çevrelerinden bilim insanları ve adı geçen kurumlar bir ortak bildirge hazırlamışlardır.

Bu ortak bildirgeyi aşağıda sayılan bilim insanları kaleme almış ve imzalamışlardır:

• Prof. Dr. Nesrin Seyhan - Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Biofizik Anabilim Dalı Başkanı

• Prof. Dr. Tunaya Kalkan - İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

• Prof. Dr. Hilmi Sabuncu - İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı A.D., İş Sağlığı Bilim Dalı Başkanı, MESKA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı

• Uz. Dr. Günay Can - Halk Sağlığı Uzmanı, Çevre İçin Hekimler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

• Uz. Dr. Ümit Şahin - Halk Sağlığı Doktoru, Çevre İçin Hekimler Derneği Genel Sekreteri

• Uz. Dr. Rıfat Yücel - Fizyoloji Uzmanı, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü



Elektromanyetik Alanlar, Cep Telefonları ve Baz İstasyonlarının İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri ve Alınması Gerekli Önlemler:

Elektromanyetik alanların insan sağlığı üzerinde oluşturduğu riskler, yeni teknolojilerin günlük yaşamda giderek daha yoğun biçimde kullanılması sonucunda giderek artmaktadır. Özellikle son yıllarda hızla artan cep telefonu kullanımı ve buna paralel olarak giderek yaygınlaşan baz istasyonları halk sağlığını tehdit edecek boyuta ulaşmıştır. Bu alanda uygun yasal düzenlemelerin olmaması, kurumsal eksiklikler ve bilinçsizlik konunun önemini arttırmaktadır.

Bu bildirgede elektromanyetik alanlar, özellikle de cep telefonu kullanımı ve baz istasyonları konusunun sağlık boyutu ele alınarak, alınması gerekli koruyucu önlemler ve yapılması gerekli düzenlemeler hakkındaki önerilerimiz sunulmuştur.

Sağlık Etkileri:

1. Birçok laboratuvar çalışması ve epidemiyolojik araştırma elektromanyetik alanlara maruziyet ile ciddi sağlık problemleri arasındaki ilişkiyi rapor etmektedir. Bağışıklık, sinir, nöroendokrin, kalp ve damar sistemi ve kan parametreleri elektromanyetik alanlardan etkilenmektedirler.

Cep telefonları ve baz istasyonları ile ilgili toplum bazlı çalışmaların yapılması için yeterli maruziyet süresi geçmediğinden, maruziyetin insan toplulukları üzerinde objektif olarak belirlenmesi epidemiyolojik güçlükler taşımaktadır.

Cep telefonları ve baz istasyonlarının bireysel olarak ölçülebilir düzeyde olmasa da, toplum düzeyinde çok ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği; önemli sağlık sorunlarının uzun yıllar sonra ortaya çıkabileceği göz önüne alınmalıdır. Bu nedenle toplumun taşıyacağı bu risk düzeyinin halk sağlığı değerlendirmelerinde kural olarak benimsenen “önlem ilkesi” temel alınarak en aza indirilmesi gereği ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca bu tür çevresel kirlilik durumlarında gözlenen ve maruziyetin hissedilmemesi, belirsizlik, kişi ve kurumlara karşı güvensizlik sonucu ortaya çıkan ve kendisini subjektif yakınmalar, kaygı, korku gibi bulgularla gösteren psikolojik etkilenimler de hafife alınmamalıdır.

Diğer bir nokta risk gruplarıdır. Çocukların, hamilelerin ve yaşlıların elektromanyetik alanların sağlık etkilerinden en çok zarar görecek risk grupları oldukları konusunda aydınlatılmaları ve medyanın çocukların cep telefonu kullanımını özendirecek yayın ve reklamlar konusunda duyarlı olması sağlanmalıdır.

Baz istasyonlarının kurulması

2. Cep telefonu baz istasyonlarının okul bahçeleri, kreşler, hastaneler, parklar gibi toplu yaşama ve kullanım alanlarına kurulması kesinlikle önlenmelidir. Binaların çatılarına ve dış cephelerine baz istasyonlarının kurulmasını da önermiyoruz. Binalara baz istasyonu kurulabilmesi ancak tüm kat maliklerinin, bina sakinlerinin ve komşu binalar yada işyeri sakinlerinin ortak rızası ve oybirliği ile gerçekleşebilmelidir. Baz istasyonlarının kurulduğu yerlere, oluşturduğu elektromanyetik alan şiddetine göre değişik uyarı işaretleri konmalı ve açık alanlardaki istasyonların çevresi uyarı işaretleri ile sınırlandırılmalıdır.

Cep telefonlarının SAR değerleri

3. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1996 yılından beri yürütülen Elektromanyetik Alan Projesinde (WHO-EMF Project) cep telefonu SAR (Specific Absorbtion Rate - Özgül Soğurma Hızı) değerleri için üst sınıra (0.08 W/kg) yakın olan 0,1 W/kg SAR değeri önerilmektedir. Cep telefonlarının SAR değerleri, firmalar tarafından kullanım kılavuzlarında belirtilmeli, cep telefonlarının menülerinde bir seçenek olarak yer almalı ve alıcıya bu bilgi satış noktalarında sunulmalıdır. Yukarıda belirtilen limitin üzerinde SAR değerine sahip cep telefonlarının kullanılmamasını, üretim ve ithaline kısıtlama getirilmesini öneriyoruz.

Ulusal Noniyonizan Radyasyon Kurumu’nun kurulması

4. Ülkemizde Ulusal Noniyonizan Radyasyon Kurumu (UNRK) bağımsız bir bilimsel kuruluş olarak en kısa sürede kurulmalıdır. Bu kuruluş Türkiye’nin noniyonizan (iyonlaştırmayan) radyasyondan korunma politikasının oluşturulmasında hükümete ve yerel yönetimlere önerilerde bulunmalıdır.

UNRK bünyesinde noniyonizan radyasyon ölçüm laboratuvarları oluşturulmalıdır.

Ulusal noniyonizan radyasyon standartları Uluslararası Noniyonizan Radyasyon Koruma Komitesi (ICNIRP) limitleri ile uyumlu olarak oluşturulmalıdır.

UNRK, baz istasyonlarının maruziyet şartlarının uluslararası güvenlik sınırlarını aşıp aşmadığını denetleyen kurum olmalıdır.

UNRK, elektromanyetik alanların sağlığa etkileriyle ilgili güncelleştirilmiş bilgileri halka ulaştırmalıdır.

UNRK, Ulaştırma, Enerji, Çevre, Sağlık ve Çalışma Bakanlıklarıyla noniyonizan radyasyondan korunmaya ilişkin gerekli protokolleri oluşturmalıdır.

UNRK, cep telefonu üreticisi ve işletici (operatör) firmaların noniyonizan radyasyon AR-GE birimlerinin kurulması ve denetlenmesinden sorumlu olmalıdır.

Hükümet, elektromanyetik alanların sağlık etkilerini araştıracak bağımsız bilimsel araştırmalar için bütçe ayırmalıdır

Yerel yönetimlerin görevleri ve halkın bilgilenme hakkı

5. Tüm baz istasyonlarının inşa edilmesinde GSM operatörlerinin yerel yönetimlere ve yerel çevre ve sağlık otoritelerine rapor vermesi zorunlu hale getirilmelidir.

Yerel yönetimler baz istasyonları raporlarının güncelleştirilmiş listelerini tutmak, baz istasyonu envanterini çıkartmak, haritalandırmasını yapmak ve gerektiğinde bu bilgileri halka vermekle yükümlü olmalıdır.

GSM operatörleri kurdukları antenin yükseklik, frekans, çıkış gücü, modülasyon karakteristiği gibi teknik detaylarını yerel yönetimlere vermek zorunda olmalıdır. Bu özelliklerle ilgili herhangi bir teknik değişiklik yapıldığında bu bilgi yerel yönetimler aracılığıyla halka duyurulmalıdır.

Her vatandaş yaşadığı şehir ve mahalle ile ilgili söz konusu bilgileri yalnız yerel yönetimlerden değil, Ulaştırma Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklardan ücretsiz telefon hattı aracılığı ile kolaylıkla alabilmelidir. Bu konuda her türlü bilgiye ilgili bakanlıkların web sitelerinde de yer verilmelidir.

İlgili bakanlıkların tutumu

6. Çevre Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının konuya hassasiyetle yaklaşmalarını ve yayımladıkları genelgeleri, geleceğe dönük olarak olumlu karşılıyoruz. Konuyla ilgili diğer bakanlıklar olan Ulaştırma, Enerji ve Çalışma Bakanlıklarının da aynı hassasiyeti göstermelerini, Sağlık Bakanlığı’nın da genelgesine sahip çıkmasını bekliyoruz.

İşyeri maruziyeti ve korunma

7. Elektromanyetik radyasyona ve elektromanyetik alana maruz kalan çalışanların, işyeri hekimleri tarafından takibe alınması ve periyodik muayenelerinde konuya uygun muayene yöntemlerinin kullanılması gereklidir. Ayrıca işyeri hekimleri bu tür risklerin çevrede saptanabilmesi için ilgili yerlere gerekli başvuruyu yapabilme yetkisine sahip olmalıdır.

Tıbbi cihazlarla etkileşim

8. Hastanelerde, ameliyathane ve yoğun bakım üniteleri gibi hayati önem taşıyan elektronik cihazların bulunduğu yerlerde cep telefonlarının kullanılması, hastanın yaşamsal fonksiyonlarını denetleyen cihazlarda yaratabileceği etkileşim ve yol açacağı zararlar nedeniyle kesinlikle yasaklanmalıdır. Yasağa uyulmasının sağlanması amacıyla hastane yönetimlerine ortak protokol oluşturulması önerilmektedir.

Sağlık personelinin korunması

9. Tıbbi alanda elektromanyetik alan oluşturan cihazların yoğun olarak kullanıldığı ameliyathane, yoğun bakım üniteleri, fizik tedavi merkezleri, görüntüleme üniteleri gibi bölümlerde çalışan sağlık personelinin (cerrahlar, radyologlar, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanları, anestezi ve rontgen teknisyenleri, fizyoterapistler ve hemşireler başta olmak üzere) korunması için gerekli önlemler sağlık kurumları tarafından alınmalıdır. Sağlık personelinin konuyla ilgili olarak bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.

Ulaşım güvenliği

10. Cep telefonlarının, toplu taşıma araçlarında elektronik haberleşme yapan sistemleri olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle oluşabilecek kazaların önlenmesi amacıyla, cep telefonlarının bu tür araçlarda kesinlikle kapalı tutulması konusunda gerekli uyarıların, sadece görsel şekilde değil, anonslar yoluyla da yapılarak halkın uyarılması ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bu bilinçlendirme eğitiminin araç sürücülerinden başlatılması en öncelikli konudur.

Kaza riskini arttırdığından sürücülerin seyir sırasında cep telefonlarını kapalı tutmaları için gerekli önlemler de alınmalıdır.

Kamuoyunu ve yetkilileri yukarıdaki hususlar konusunda duyarlı olmaya; gerekli önlemleri çok geç olmadan almaya ve alınmasını zorlamaya; hükümeti bilimsel bir bakışla ulusal noniyonizan radyasyon politikası oluşturmaya çağırıyoruz.


ÇEVRE İÇİN HEKİMLER DERNEĞİ


İSTANBUL TABİP ODASI


Prof. Dr. Nesrin Seyhan
Prof. Dr. Tunaya Kalkan
Prof. Dr. Hilmi Sabuncu
Uz. Dr. Günay Can
Uz. Dr. Ümit Şahin
Uz. Dr. Rıfat Yücel

01 Ekim 1999

Acil’den İstanbul Tabip Odası Sağlık Merkezi’ne ve Gölcük Merkez Sağlık Ocağı’na... Anıtpark’ın hikâyesi

17 Ağustos 1999 Marmara depreminin ardından İstanbul Tabip Odası gönüllüleri olarak Gölcük Anıtpark'ta kurduğumuz sağlık merkezinin hikayesini Hekim Forumu dergisinin Ekim 1999'da yayımlanan 135. sayısında anlatmıştım. 

Gölcük Merkez’deki Anıtpark sağlık birimi 18 Ağustos Çarşamba akşamı bir grup İzmirli hekim ve sağlıkçı tarafından garnizondan alınan birkaç masa üzerinde ve çevreye üzerinde kırmızı boyayla “ACİL” yazılı bezler asılarak kuruldu(*). Burası Gölcük’ün kent merkezinde garnizonun karşısında bulunan ve Atatürk anıtının da yer aldığı merkez parktı. O sırada çevresi enkazlarla, içi de bu enkazlardan kurtulan insanların yaşamaya çalıştığı derme çatma çadırlarla doluydu. Aynı akşam İstanbul Tabip Odası’ndan toplam 18 kişilik iki ekip de Gölcük Merkez’e 5 km uzaklıkta bulunan Halıdere beldesinde ve Çınarcık’ta birer sağlık birimi oluşturuyorlardı.