07 Kasım 2003

Üç Ekoloji: Doğa, Düşünce, Siyaset


Bu yazı 7 Kasım 2003'de Bianet'te yayınlanmıştır.


Ümit Şahin

Önce isminden başlayalım: Ekoloji tamam da, neden “Üç Ekoloji”? Bu soruya Guattari’nin bize esin kaynağı olan kitabından söz ederek yanıt verilebilir. Guattari’nin “Üç Ekoloji” kitabına Ali Akay’'ın yazdığı önsözü zaten dergide de bulabilirsiniz. Öte yandan günlük hayattan yola çıkarak da yanıtlayabiliriz bu soruyu. Öyle yapalım.
Ekoloji sözcüğünü, Türkçe’de bazı yazarların yaptığı yanlış ve kötü bir çevirisinde olduğu gibi, hala “çevrebilim” olarak algılayan öyle çok insan var ki, biz yeşiller, ekolojinin aslında dünyadaki başlıca politik akımlardan birinin, yeşil-ekolojist hareketin düşünsel zemini olduğunu sürekli vurgulamak zorunda hissediyoruz kendimizi.
Doğa, düşünce ve politikanın ekolojisi
Ekoloji, artık sadece dar bir çevre için yalnızca bir bilim dalının adı. Öyle ki, bu kullanım giderek daha da marjinalleşiyor. Ekolojinin asıl popüler anlamı ise felsefi içerimleri olan bir düşünce akımını, yeşil politikayı, yeşil ve ekolojist hareketleri ve tabii çevreciliği düşünsel ve bilimsel olarak besleyen bir damarı işaret ediyor. Derginin daha isminde bu vurguyu yapmamızın, doğanın (yerine göre çevre diye de okuyabilirsiniz), düşüncenin ve politikanın ekolojisinden söz etmemizin nedeni bu.
Türkiye’de muhalif hareketler arasında kendine özgü bir yeri olan, ama uzunca bir süredir biraz kendi içine kapandığını ve birkaç popüler temsilcisi dışında pek fazla bilinmediğini söyleyebileceğimiz yeşil ve ekolojist hareketler, “Üç Ekoloji” ile artık bir düşünce ve politika dergisine sahip.
Bir politik girişim olarak son iki yıldır giderek daha aktif bir şekilde sahneye çıkan, toplantılar ve yayınlar yapan, örgütlenme çalışmaları içinde bulunan Yeşiller, derginin aktif destekleyicisi. Hatta dergi fikrinin Yeşiller içinde geliştiği, ama daha sonra biraz farklılaştığı, kısmen de bağımsızlaştığı söylenebilir. Bana sorarsanız “Üç Ekoloji” yeşiller tarafından desteklendiği ve sahiplenildiği oranda Yeşiller’in dergisi olacak.
“Eski dergiciler”in buluşması
“Üç Ekoloji”nin künyesinde özgürlükçü düşünce ve yeni sosyal hareketlerle ilgili yazılarıyla ve kitaplarıyla tanınan Rahmi G. Öğdül, çevirmen Nergis Ertekin, Yeşiller'’den Ebru Özdemir ve ben varız.
Burada kişisel bir not olarak “Pastoral” dergisinden söz etmek istiyorum. Bundan on yıl kadar önce yedi sayı çıkarttığımız ve kendi alanında özgün bir deneyim olan yeşil dağcılık dergisi Pastoral, benim ve Nergis’in uykusuz gecelerinin izlerini taşırdı. Rahmi ile birlikte de 1996’da anti nükleer hareketin cevval haftalık dergisi “Akkuyu Postası”'nı çıkartan ekipte yer almıştık. Şimdi eski dergiciler olarak yeni ve diğerlerinden oldukça farklı bir deneyimde bir aradayız. Ben bu birlikteliği biraz da böyle okuyorum.
Derginin içinde neler olduğuna gelince: İlk sayının dosya konusunu “küreselleşmeye karşı alternatifler” oluşturuyor. Vandana Shiva ile İstanbul’a geldiğinde yaptığımız bir röportaj ve Yaşar Çabuklu ile söyleşi de dosya içinde yer alıyor.
İlk sayının röportajlarından birini de Birikim dergisinden Ömer Laçiner ile yaptık. Laçiner bize sol ve sosyalist bir bakış açısıyla yeşil hareketlerin ve ekolojizmin nasıl göründüğünü anlattı, karşılıklı etkileşim olanaklarını tartıştık.
Derginin çeviri yazılarından birinde ise Avrupalı yeşil partilerin hükümet deneyimleri irdeleniyor. Wolfgang Rüdig'’in bu yazısının adı “Ekotopya ile Düşkırıklığı Arasında”. Ekolojizmi çevrecilikten ayırmak üzerine benim yazdığım bir deneme, Lynn White’ın klasikleşen yazısı “Ekolojik Krizimizin Tarihsel Kökenleri” ve Ender Eren ile Melih Ergen’in yeşil politikanın olanaklarının ve güncel sorunlarının tartışıldığı Forum sayfalarında yer alan makaleleri diğer yazılar arasında sayılabilir.
“Yeşil Politika ve Özgürlükçü Düşünce Seçkisi” alt başlığı ile çıkan “Üç Ekoloji”, kitap-dergi formatında ve ilk sayı 128 sayfadan oluşuyor. Kitapevlerinde ve Ideefixe’nin internet kitapçısında 4 milyon liradan satılan “Üç Ekoloji” yılda üç sayı yayımlanacak. Tabii ikinci sayı için gönderilecek yazılara ve her türlü eleştiriye açık olduğumuzu, yeşil bir derginin kolay kolay bulunmadığını ve ancak okunarak yaşayabileceğini de eklemeliyim.
Bu arada derginin teknik mutfağında emeği geçen Agora Kitaplığı’'na, özellikle de Özcan Özen ve Osman Akınhay’'a da teşekkür etmeden geçmeyelim.

Hiç yorum yok: