20 Ocak 2006

Çevre Haberciliği Ders Notları

AĞIR METALLER


1- Ağır Metal Nedir?
Doğada, özellikle de toprakta değişik miktarlarda bulunan metallerin bir kısmı madencilik ve sanayi üretimleri sonrasında çevreye atılan atıklar ile su, gıda ve hava kirliliğine yol açmakta ve insan tarafından çeşitli yollarla vücuda alınmaktadırlar. Özellikle atom ağırlığı 63 ile 200 arasında olan kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller insan sağlığı açısından tehlike oluştururlar.

Ağır Metaller:
Yerinde kullanıldıklarında yaşamımızı kolaylaştırırlar,
Kontrolsüz atıldıklarında çevreyi ve sağlığımızı tehdit ederler.

2- Ağır Metal Kaynakları Nelerdir?
Topraktan doğal olarak
 rüzgar
 sular ve
 volkanik aktivite
yoluyla
 gıda,
 içme suyu ve
 havaya karışırlar.

İnsan eliyle yapılan
 Madencilik,
 Sanayi işlemleri ve
 Günlük yaşantımızdaki kullanımımız
nedeniyle sıklıkla karşılaşırız.

3- İnsanlar Hangi Yollarla Maruz Kalır?
Sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle metallerin kullanıldığı alanlar daha hızlı artmış ve günlük yaşantımızda önemli bir yer tutmaya başlamışlardır.

Gıdalar ve içme suyu yoluyla
Sindirim kanalı mide-barsaklar kan

İşyeri ya da dış ortam havadan solunarak
Solunum yolu akciğerler kan

Cilde temas eden kirleticilerin ciltten emilmesiyle
Ciltten cilt altı damarlar kan

yoluyla organizmaya girerler.

4- Ne Gibi Sağlık Sorunlarına Yol Açarlar?
Ağır metaller kana karıştıktan sonra organizmada dolaşırlar;
• Karaciğer tarafından parçalanmaya çalışırken karaciğeri,
• Böbrekler tarafından atılırken böbrekleri,
• Yağlı dokuda birikmeleri nedeniyle beyin ve sinir hücrelerini,
• Kemik iliğini etkilemeleri nedeniyle kan yapımını ve kan hücrelerini,
• Alerjik etkileri nedeniyle bağışıklık sistemini,
• Akciğerden emilim esnasında akciğerleri,
• Solunmaları sırasında solunum yollarını,
• Mide ve barsaktan emilim sırasında sindirim sistemini,
• Tahriş edici etkileri nedeniyle cildi
hasara uğratırlar.

• Aniden yoğun miktarda alınmaları durumunda zehirlenmelere,
• Yavaş yavaş ve sürekli alınmaları durumunda çeşitli kronik hastalıklara ve kanserlere,
• Yoğun etkilenme veya birikici etkileri sonrası ağır hastalık tablosu ya da ölümlere
neden olabilirler.

5- En Tehlikeli Ağır Metaller Nelerdir?
Kurşun, Cıva, Kadmiyum, Arsenik ve Krom en tehlikeli ağır metaller arasında yer alır.

KALICI ORGANİK KİRLETİCİLER

1- Kalıcı Organik Kirletici (KOK) Nedir?

• Karbon temelli organik bileşiklerdir.
• Polisiklik aromatik hidrokarbon içerenler ve halojenli hidrokarbonlar olmak üzere iki önemli alt grubu vardır.
• Suda düşük, yağda yüksek çözünürlüğe sahiptirler, bu nedenle yağlı dokuda depolanır ve birikirler.
• İnsan eliyle üretilmiş kimyasal bileşiklerdir.
• Bilinen en tehlikeli kimyasal zehirlerdir.
• Temel Özellikleri şunlardır:
• Toksisite: Zehirleyici etkiler.
• Kalıcılık: Doğal parçalanma ve yok olma süreçleri çok uzundur. Bunun sonucu olarak çevrede çok uzun süre kalırlar, uzun mesafelere taşınırlar ve zehirli etkileri uzun süre devam eder.
• Biyolojik olarak birikebilme: Yağda çözünme özelliği nedeniyle süt, sıvı yağ, tereyağı, et ve insan dokularında birikir ve yoğunlaşır. Besin zincirinin başında yer alan insan, fok balığı, balina ve kutup ayısı gibi canlılarda en yüksek düzeyde bulunur.

2- KOK Kaynakları Nelerdir?
Katı atık (çöp) yakma tesisleri,
PVC plastik üretim tesisleri,
Kağıt beyazlatma endüstrileri,
Pestisitler (tarım ilaçları ve böcek öldürücüler).

3- İnsanlar Hangi Yollarla Maruz Kalır?
Besin zinciri ile,
Tarımsal amaçlı olarak bitkilerin ilaçlanması sırasında dikkatsizlik veya kaza sonucu,
Mesleki olarak veya çevreden alınırlar.
Besinlerle veya solunum ve deri yoluyla vücuda girer.

4- Ne Gibi Sağlık Sorunlarına Yol Açarlar?
Yüksek dozda kısa süre veya düşük dozda uzun süre maruz kalmaya bağlı sağlık sorunlarına ve ölüme neden olabilir.
Kordon yoluyla anne karnındaki bebeğe, anne sütü ile anneden bebeğe geçerler. Gelişme çağındaki çocuklar ve gençler ile yaban hayvanları KOK'ların toksik etkilerinden en fazla zarar görürler.
• Hormonal bozukluklara neden olurlar. İnsan vücudunda steroid hormonlar gibi davranırlar ve endokrin sistemde bozukluklara yol açarlar. Buna bağlı olarak üreme bozuklukları, doğum kusurları ve düşüklere neden olurlar.
• Bağışıklık sistemi bozuklıklarına neden olurlar. Lenfosit sayısında azalmaya yol açarak hastalıklara karşı direnci azaltırlar.
• Sinir sistemi bozukluklarına neden olurlar.
• Bazı kanserlere (özellikle meme kanseri) neden olurlar.

5- En Tehlikeli KOK’lar Nelerdir?
22-23 Mayıs 2001'de imzalanan Stockholm Kalıcı Organik Kirleticilerden Arınma Sözleşmesi (Stockholm Konvansiyonu) ile bu bileşiklerden en zehirli olan 12 tanesinin ortadan kaldırılması önceliklidir.
Bunlara “DIRTY DOZEN-kirli düzine” adı verilmektedir.
Bu 12 bileşik:
1. Pestisitler (Tarım İlaçları ve Böcek Öldürücüler): Aldrine, Chlordane, DDT, Dieldrine, Endrine, Heptachlor, Mirex, Toxaphene.
2. Endüstriyel Bileşikler: Hexachlorobenxene, Poliklorlubifeniller (PCBs)
3. İstenmeyen Yan Ürünler: Dioxin (PCDD), Furanlar (PCDF)

Bu maddelerden Chlordane, DDT, Dioksinler, Heksaklorobenzen, Heptaklor, Mirex ve Poliklorlu Bifeniller Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın kanserojen kimyasallar listesinde yer almaktadır. Endrin ve Dioksinler ise bağışıklık yanıtını güçlü şekilde baskılayan kimyasallar olarak sınıflanmıştır.


6- KOK’lardan Korunmak İçin Stockholm Anlaşması Neyi Öngörüyor?

Stockholm Kalıcı Organik Kirleticilerden Arınma Sözleşmesi (Stockholm Konvansiyonu), 12 "Kalıcı Organik Kirletici" kimyasal maddenin, yani Kirli Düzine’nin üretimini, kullanımını ve atıklardan kurtulma süreçlerini yasaklamayı ya da katı bir şekilde denetlemeyi amaçlıyor.

"Kirli düzine"de yer alan maddelerin çoğu, aşama aşama ortadan kaldırılıyor. Bu, sözleşmeye taraf olanların bu maddeleri üretmemesi, kullanmaması ve satmaması; ve aynı zamanda stokları da yok etmeleri anlamına geliyor.

Fakat bazı ülkeler, bu kapsamda kimi muafiyetler elde etmiş durumda. Örneğin, 20'yi aşkın Afrika ülkesi, sıtmaya yol açan sivrisinekleri öldürüp kaçırdığı için DDT kullanmayı sürdürüyor. Öte yandan, bu muafiyetler her üç yılda bir gözden geçiriliyor.

GIDA KATKI MADDELERİ

1- Gıda Katkı Maddeleri Nedir?
• Tek başına besleyici değeri olan veya olmayan,
• Tek başına gıda olarak tüketilmeyen,
• Seçilen teknoloji gereği olarak kullanılan,
• Gıdaların üretilmesi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin tad, koku, görünüş, yapı gibi özelliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak amacı ile kullanılan maddelerdir.

2- Gıda Katkı Maddeleri Nerelerde Bulunur?
• İşlenmiş gıdaların çoğunda, daha çok da market raflarını dolduran ve kolay kolay bozulmayan gıdalarda, cipslerde, ketçaplarda, soslarda, işlenmiş et ve süt ürünlerinde (salam, sosis, krema, vb.), konserve ve turşularda, hazır çorba ve benzeri hazır gıdalarda.

3- Gıda Katkı Maddelerine Karşı Kimler Daha Çok Risk Altındadır?
• Çocuklar: Her tür sağlık sorunu çocuklarda daha çabuk ve daha ağır biçimde ortaya çıkar. Örneğin sigara, içen kişide akciğer kanseri ve kronik bronşit yapar, ama çocuklar yanlarında içildiğinde bile zarar görürler. Çocukların hiperaktif davranış bozukluğu için birçok gıda katkı maddesi suçlanmaktadır. Ayrıca kanser yapıcı etkiler ve alerjik reaksiyonlar için de çocuklar daha duyarlıdır.
• Alerjik Bünyeli Kişiler: Aspirin ve bazı ilaçlara duyarlı kişiler daha fazla risk altındadır.

4- Gıda Katkı Maddeleri Ne Gibi Sağlık Sorunlarına Yol Açarlar?
Gıda katkı maddeleri çok çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. Bunlardan en önemli ikisi şunlardır:
• Alerjik reaksiyonlar: Özellikle alerjik bünyeli kişilerde ve Aspirin duyarlılığı olan kişilerde daha fazla olmak üzere bir çok alerjik reaksiyonlar görülmekte, bunlar çoğu zaman tanımlanamamakta ve bazen öldürücü anafilaktik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. Çocukluk çağındaki astım hastalığının artmasından çocukların giderek daha fazla gıda katkı maddeleri içeren hazır gıdalarla beslenmesi sorumlu olabilir.
• Kanser: Kimi katkı maddelerinin kansere sebep olduğu biliniyor . Örneğin Nitritler, nitratlar, siklamatlar vb..

5- En Çok Dikkat Edilmesi Gereken Gıda Katkı Maddeleri Nelerdir?
Benzoik Asit (E210) ve Sodyum Benzoat (E211) gibi Benzoatlar – Soslar, margarin, mayonez gibi bazı gıdalarda kullanılır. Alerjik reaksiyonlar ve astım hastalarında atak görülebilir. Kanserojen olduklarından şüphelenilmektedir.
BHA (E320) ve BHT (E321) – Yağlarda, hazır çorbalarda ve cipslerde antioksidan olarak kullanılır. Alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Kanserojen olduklarından şüphelenilmektedir. Bazı Avrupa ülkeleri ve Japonya’da kullanımları yasaktır.
Sunset yellow (E110), Tartrazin (E102), Amaranth (E123), Patent Blue V (E131), Green S (E142) gibi Gıda Boyaları – Renk vermek için şekerlemeler, dondurma, toz içecekler, salata sosları ve ketçap gibi pek çok gıdada kullanılırlar. Allerjik reaksyonlara, astım ataklarına neden olabilirler. Çocuklarda hiperaktif davranış bozukluklarına neden olduklarından ve kanserojen olduklarından şüphelenilmektedir. E123 ve 110 ABD ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde yasaklanmıştır.
Nitrat ve Nitritler (E249, 250, 251, 252) – Koruyucu, renklendirici ve lezzet arttırıcı olarak sosis, salam gibi et ürünlerinde kullanılırlar. Baş ağrısı ve kurdeşene neden olabilirler. Vücutta kanser oluşturucu bir madde olan nitrozamine dönüşürler.
Aspartam (E951) – Diyet gıdalarda kullanılan yapay tatlandırıcı. Çok kullanıldığında vücutta şişmelere ve başta sinir sistemiyle ilgili olmak üzere çok sayıda soruna neden olduğu iddia edilmektedir.
Siklamatlar (E952) – Diyet gıdalarda kullanılan yapay tatlandırıcı. Kansere neden olduğu için ABD’de yasaklanmıştır.
Sülfitler (E220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228) – Çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kremalı bisküviler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve hazır çorbalarda, bira, şarap gibi içeceklerde bulunurlar. Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, başta yanma hissi, gibi bulgulara neden olabilirler. Duyarlı astımlılarda astım atağını tetikleyebilirler. Bazı vitaminlerin vücutta yıkımına neden olurlar. ABD’de bazı ürünlerde kullanımları yasaklanmıştır.
Bu gıda katlı maddelerinin tümü ülkemizde kulanılmaktadır.
Dikkat Edilmesi Gereken Gıda Katkı Maddelerinin Listesi

Şüpheli Katkı Maddeleri
E125, 141, 150, 153, 171, 172, 173, 240, 241, 605
E220, 221, 222, 223, 224, 338, 339, 340, 341,460, 461,
E466, 407 (Mide ve barsak hastalıklarına yol açarlar)

E250, 251, 320, 321 (Kalp hastalıkları, damar sertlikleri ve tıkanıklıklarına yol açarlar)

Tehlikeli Katkı Maddeleri
E102, 120, 311, 312 (Sinir sistemi hastalıklarına yol açarlar)
E102, 110, 123, 124, 131, 142, 210, 211, 213, 214,
215, 216, 217, 250, 251, 320 (Kansere neden olduklarından şüphelenilmektedir)

Bazı Katkı Maddelerine ve Bulundukları Gıdalara Örnekler:
E211 (Sodyum Benzoat) ketçaplarda bulunmaktadır.
E123 ve 110 ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Japonya ve daha birçok ülkede yasaklanmıştır. Fakat ülkemizde renkli draje çikolatalarda ve kaymaklı bisküvilerde kullanılmaktadır.
E250 - Tüm sosis ve salamlarda bulunur.
E320 – Hazır çorba ve kremalı bisküvilerde bulunur.
E223 – Kremalı ve çikolatalı bisküvilerde bulunur.


6- Gıda Katkı Maddelerinin Zararlarından Korunmak İçin Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Sağlığa zararlı olduğu kanıtlanmış ve bir çok ülkede yasaklanmış gıda katkı maddelerinin kullanımını engelleyecek, şüpheli olanları sınırlayacak ve alternatifler getirecek yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Ayrıca üretici firmalara da önemli sorumluluklar düşmektedir. Bazı gıda maddeleri özellikle atopik (alerjik bünyeli ve genetik özelliğe sahip) kişilerde ve çocuklarda sorun yarattığı için işlenmiş veya hazır gıdaların etiketlerinde, hangi katkıların kullanıldığı anlaşılır ve okunabilir bir şekilde yazmalıdır. Çoğunluk bu katkıların isim ve numaralarını bilemeyeceği için paketlerin üzerine bu maddelerin kimler üzerinde ne tür sağlık sorunları yaratabileceği de belirtilmelidir. Risk grubunda olan tüketiciler bu şekilde uyarılmış olacaktır.

ELEKTROMANYETİK ALANLAR

ELEKTROMANYETİK ALAN NEDİR?
EM alanları etrafımızdaki tüm akım taşıyan kablolar, elektrikli aletler yaratır.
ELEKTROMANYETİK ALAN KAYNAKLARI NELERDİR?
- Her türlü elektrikli veya elektronik aletler (TV, Bilgisayar ekranları, saç kurutma makineleri, Mikrodalga fırınları vb.)
- Enerji Nakil Hatları
- Radyo, TV ve Telsiz verici istasyonlarının antenleri, Radar Sistemleri, Uydu iletişim sistemleri
- GSM Haberleşme sistemi (Temel baz istasyonu anteni ve cep telefonu anteni)
ELEKTROMANYETİK ALANLARA NASIL MARUZ KALINIR
Doğal veya insan kaynaklı statik elektrik ve magnetik alanlar çevremizde giderek artmaktadır. Çok düşük frekanslı (3-3000 Hz) EM alanlar çoğunlukla insan kaynaklıdır. Genel populasyonun ortalama maruz kaldığı elektrik alan düzeyleri 5-50 V/m ve magnetik alan düzeyleri 0.01–0.2 T arasında değişmektedir.
EM alanlara günlük yaşantıda veya mesleksel olarak her zaman az veya çok maruz kalınmaktadır. Genellikle evsel maruziyet dokularda elekrik alan yaratacak kadar güçlü değildir. Bununla birlikte yüksek gerilim hattı yakınlarındaki evlerde ve mesleksel maruziyetlerde bu oran bazı dokularda 1 mV/m geçebilir.
ELEKTROMANYETİK ALANLARIN BAZI ÖZELLİKLERİ
- Gözle görülmez, hissedilmez kısacası kişi tarafından farkedilmez
- Etkileri kaynaktan uzaklaştıkça uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak düşer.
- Şiddetli elektrik akımlarında magnetik alan şiddeti de artar.
- Kişisel olarak hiç maruz kalmamak mümkün değildir ancak azaltmak mümkündür.
- EMAların bilinen riskleri kişisel olarak çok düşük olmasına karşın herkesin değişen oranlarda maruz kalması nedeniyle toplumsal riski büyüktür.
- EMA ların kişisel maruziyet ve etkilerini belirleyecek pratik bir ölçüm yöntemi yoktur.
Ne Gibi Sağlık Sorunlarına Yol Açarlar?
EM alanların insan sağlığı üzerine etkileri, 1979 yılında yapılan ve çocukluk çağı kanserlerinden ilişkili bulunmasında itibaren bilim dünyasının üzerinde en fazla çalıştığı konuların başında gelmektedir.
Ancak EMAların özellikleri dolayısıyla etkiler konusunda tam bir fikir birliğine varıldığı söylenemez. Bununla birlikte Uluslararası Kanser Merkezi’nce insanda kanser yapması olası etken olarak sınıflandırılmaktadır.
Elektromamyetik alanlara maruz kalındığında dokuda elektrik alan indüksiyonu yapmaktadırlar. Bu etki magnetik alana yol açan etmenlerin frekansına, şiddetine, yönüne, mesafesine ve dalga formuna göre değişmektedir.
Yapılan in vitro ve in vivo çalışmalar sonucunda EMA ların bir çok sistemde olumsuz etkileri olduğu bildirilmektedir. Bunlar arasında; immünolojik sistem, sinir sistemi etkileri, lökosit sayısında düşüş gibi hematolojik etkiler, taşikardi, bradikardi gibi kalp ritminde bozulmalar, solunum sayısında artış, tiroid horman düzeylerinde artış gibi nöroendokrin sistem etkileri, fetus ağırlığında düşük ve doğum sonrasında ölüm hızında artış gibi büyüme gelişme etkileri ve çocukluk çağı kanserleri, beyin kanserlerine yol açması sayılabilir.
ELEKTROMANYETİK ALANLARDAN KORUNMA İÇİN NELER YAPMALIYIZ?
EMA ların insan sağlığı üzerine etkilerinin tam olarak belirlenmesi hiç kuşkusuz daha uzun bir süre alacaktır. Ancak bilimsel olarak bu süreç işlerken, doğal olarak önlem almak/korunmak için çalışmalar sürdürülmelidir. Bu konuda bireysel önlem olarak;
Her türlü elektrik ve elekronik aletin satın alınması ve kullanılmasında kalite belgesine ve standartlara uyumun araştrılması
Araç ve gereçlerin kullanım prosüdürlerine uymak (çalışan aletlerden belirli mesafede uzak bulunmak, çalışmaya hazır halde bekletmemek (TV gibi),
Cep telefonunların düşük SAR değerleri olanlardan seçmek, mümkün olduğunca az kullanmak, vücuttan uzak tutmak, kulaklık kullanmak, çocukların kullanımını engellemek alınabilicek önlemlerdendir.
Düşük ışınımlı (radyasyonlu) bilgisayar ekranı kullanılması veya filtre kullanılması ve olabildiğince ekrandan uzak durulması, televizyonunun az iki metre uzaktan izlenmesi maruziyetin azaltılmasında önemlidir.
Flouresan lambası, saç kurutma makinası, elektrikli traş makinası kullanımları mümkün olduğunca azaltılmalıdır..

Hiç yorum yok: