21 Nisan 2007

"Nükleer Isınma"ya karşı 28 Nisan'a


Bu yazı Birgün gazetesinin 21 Nisan 2007 tarihli sayısında yayınlanmıştır.


Ümit Şahin
Penguen dergisinde yayımlanan iklim değişikliğiyle ilgili bir karikatürün başlığında “Nükleer ısınmaya karşı...” diye başlayan bir cümle yer alıyordu. Espriden çok dil sürçmesine benzese de, her durumda nefis bir ironi bu. Küresel ısınmaya karşı nükleer enerjiyi savunma cingözlüğünü gösterenlere harikulade bir cevap. Ama sadece nükleer mi? Küresel ısınmanın oluşum nedenlerinin ve alınması gereken önlemlerin olağanüstü basitliğinin karşısına teknolojik savunmacı çizgiler çizenler hep aynı çıkmaza düşüyorlar.
Otomobil uygarlığını terketmek yerine biyoyakıt üretimini savunduğunuzda yağmur ormanlarının ve tarım alanlarının, genetiği değiştirilmiş, çabuk büyüyen endüstriyel bitkilerin üretimi için yağmalanmasının önünü açıp, aslında küresel ısınmayı bir de böyle hızlandırmayı, zaten kuraklık nedeniyle darbe alan tarımsal üretimi bir de böyle zorlamayı göze alıyorsunuz. Termik santralları terketmek yerine henüz dünyanın hiçbir kömürlü santralinde uygulanmaya başlamamış karbon filtreleme ve depolama teknolojisini hedef olarak belirlediğinizde de aynı şekilde asıl hedeften ayrılıyorsunuz. Henüz yaygın uygulamaya geçemeyecek kadar pahalı ve enerji yoğun bir teknoloji olduğu halde, sanki Kyoto protokolü bunu öngörüyormuş gibi konuşan, fabrikalara filtre takmak çok pahalıya mal olacak diye göz korkutan bakanlarımız var örneğin.
Ne biyoyakıt, ne nükleer, ne karbon filtresi, hatta ne de bütün teknolojileri verimli olanlarla yenilemeye yönelen bir başka aşırı üretim, tüketim zinciri... Bütün ihtiyacımız az üretmeye, az tüketmeye, tasarrufa; gösterişten, şatafattan, aşırı konfordan uzak, sade, yerel, dayanışmacı ve kendi kendine yeten ekolojik bir topluma yönelmek. Bunun için kârdan başka bir değer tanımayan kapitalizme, eğlenmeyi kutsayan gösteri toplumuna ve talep mühendisliğine dayalı endüstriyalizme karşı mücadele etmekten başka çaremiz yok.
28 Nisan Cumartesi günü Kadıköy meydanını “Başka Bir Enerji Mümkün” sloganıyla dolduracak olmamız işte bu yüzden çok önemli.
Nükleer santral pazarlamaya çalışanlarla Kyoto’yu imzalamaktan kaçmayı savunanlar aynı kişilerken... Silah sanayiinin beslediği savaş lordlarıyla petrol ve kömür tekellerinin patronları aynı kişilerken... Stratejik hesaplarla petrol boru hatlarını savunup, bunu çevrecilik sosuyla servis yapanlar “ulusal çıkarlar” adına küresel ısınma gerçeğini inkar edenlere bile arka çıkarken... Yüksek arabalarından inip, alışveriş merkezlerinden, otoparklardan çıkıp insanların arasına karışmaktan imtina edenler, susuz kalmaktan kaygı duymaya başlayıp ne yapacaklarını şaşırmışken... Nükleere karşı çıkmayı iklim değişikliğiyle mücadeleden ayırmamanın, kömüre, petrole, nükleere hep birlikte karşı çıkmanın tam zamanı.
Türkiye Kyoto’yu imzala demek için, nükleere hayır demek için, başka bir enerji mümkün demek için Kadıköy meydanını doldurmanın, yüz binlerce olmanın tam zamanı.

Hiç yorum yok: