26 Eylül 2010

Yoksa İstanbul için değil mi?

Radikal İki'nin 26 Eylül 2010 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

5 Eylül’de İstanbul’da düzenlenen Türkiye küçük Millet Meclisi (TkMM) toplantısında ana gündem maddesi üçüncü köprüydü. Toplantıya İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın danışmanı sıfatıyla Prof. İbrahim Boz ve Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter yardımcısı İrfan Uzun da katıldı. Sorular üzerine söz alan İrfan Uzun’un söyledikleri bir itiraf olarak algılanabilir. Çünkü Uzun, köprünün İstanbul için yapılmadığını ve İstanbul’a ait bir proje olmadığını açıkça söyledi.

Bu şaşırtıcı bir itiraf olsa da, güzergaha bakan herkes zaten meselenin İstanbul’un (en azından mevcut İstanbul’un!) ulaşım sorunuyla ilgili olmadığını anlayabiliyor. Çünkü üçüncü köprü için seçilen güzergah bir yakadan öbürüne gitmek isteyen araçların ekstradan 60 kilometre yol kat etmesi anlamına geliyor. Belediye yetkililerinin gösterdiği haritaya göre köprüye Anadolu tarafından giren bir araç Poyrazköy’den karşıya geçtikten sonra Avrupa yakasında İkitelli’ye kadar şehir içine çıkamayacak! Herhalde Bostancı’dan Maslak’a otomobiliyle giden birisinin Boğaz’ın en kuzeyinden dolanıp sonra bir de İkitelli trafiğine girmesi beklenmiyor.

Üçüncü köprü yolundan kuzeyde şehir içine hiçbir çıkış olmayacağı iddiası inandırıcı değil ve yetkililerin de yerleşimlerin kuzeye kayacağının şimdiden ortaya çıkmasını istemedikleri için böyle bir harita gösterdiklerini düşündürüyor insana. Yani aslında üçüncü köprünün şehir içi trafiğine bir katkısı olacaksa, bu kuzeyde oluşacak yeni yerleşimlerin ulaşımıyla ilgili olacak!

Belediye yetkililerinin verdiği bilgilerde ve üçüncü köprünün yapılması gerektiğini söylerken ortaya attıkları argümanlarda çelişki üzerine çelişki mevcut. Toplantıda Belediye Başkanı Topbaş’ın danışmanı İbrahim Boz’un üçüncü köprüyü savunmak için söyledikleri şöyle: Araç trafiği Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri kapasitelerinin çok üzerinde. Bu nedenle şehir içi trafiği sıkışıyor. TEM şehir içi cadde halini aldı, otoyol özelliğini kaybetti. 150 bin yeni konut inşa edilecek, bunlar da trafik ihtiyacını artıracak.

Marmaray harcanıyor
Ancak bu bilgiler, yine Boz tarafından verilen başka bazı bilgilerle ve belediyenin hedeflediği söylenen toplu ulaşım stratejileriyle çelişiyor. Örneğin, Boz bir soru üzerine önce Marmaray’ın dendiği gibi 1,5 milyon yolcu kapasiteli olmadığını söyledi. Ama Kadıköy-Kartal raylı sisteminin ve Üsküdar-Sultanbeyli hattı dahil diğer metro projelerinin bitmesi halinde bu kapasitenin bile geçilebileceğini ekledi. Belediye yetkililerinin verdikleri bilgilere göre raylı sistem çalışmalarına hız veriliyor. O halde neden Marmaray’ın köprülerdeki trafiği azaltıcı etkisi hafife alınmaya çalışılıyor? Kartal hattının bitmesi ve Metro’nun Yenikapı’dan Hacıosman’a kadar uzanması halinde Marmaray’ın toplu taşımaya ne kadar katkıda bulunacağı ortada. Üçüncü köprü uğruna Marmaray harcanıyor olmasın?

Açıkça görünen durum şu: Üçüncü köprü aslında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de inanmadığı ve savunmak uğruna çelişkili açıklamalar yapmak zorunda kaldığı, kendi toplu taşıma hedefleriyle de çelişen bir proje. Bu projenin doğrudan Ankara’dan, yani hükümetten gelen baskı sonucunda gündeme gelmiş olduğu, hükümetin de bu projeyi uluslararası ticaret hesaplarıyla gündemine aldığı açık. Güzergahın Belediye Meclisi’nde tartışılmadan geçirilmesi de bunun göstergelerinden biri.

Yani üçüncü köprü aslında uluslararası ağır taşıt trafiğinin İstanbul üzerinden geçmesini kolaylaştırmak için yapılan, ama aynı zamanda betonlaşmanın İstanbul’un akciğerleri olan Kuzey ormanlarını da yutarak yayılmasına neden olacak büyük bir hata. İnşaat ve uluslararası taşımacılık sektörlerini mutlu edecek bu hatanın bedelini de İstanbullular ödeyecek. Peki bu bedel ne?

2 Milyon İstanbullu kampanyasının koordinatörü Serkan Köybaşı’nın TkMM toplantısında yaptığı sunum bunu açıkça ortaya koyuyordu: İstanbul’un son kalan yeşil alanları olan Kuzey ormanlarının tahribi ve en az 2,5 milyon ağacın kesilmesi. (Bu rakam Çevre ve Orman İl Müdürlüğü’nün hazırladığı ve Yeşiller Partisi tarafından ele geçirilen bir resmi belgeyle sabit. Hiçbir yetkili de bugüne dek bu belgenin doğruluğunu inkar etmedi.) Kuzey rüzgarlarıyla gelen tozları tutan ormanların tahribiyle İstanbul’un hava kalitesinin bozulması. Su kaynaklarının kirlenmesi. Ormanlardaki canlı yaşamın yok olması, kuş göç yollarının bozulması. İstanbullunun son nefes alma alanı olan Belgrad ormanları başta olmak üzere yeşil alanların yerleşime açılması, İstanbul nüfusunun bütün planlara aykırı olarak kuzeye doğru kayması ve İstanbul’u oluşturan yarımadaların tamamen betonlaşması. Bunun sonucunda 25 milyona doğru yükselişe geçmiş bir nüfus, içme ve kullanma suyu yetmeyen, trafiği daha da tıkanan, İbrahim Boz’un söylediği gibi dördüncü ve beşinci köprülerin gündeme geldiği bir mega İstanbul.

Yani İstanbullular, şehir trafiğini rahatlatmak için yapılmadığı ortada olan, bölgesel ve hatta uluslararası trafiğe hizmet etmesi beklenen yeni bir köprünün bedelini kentin iyice yaşanmaz hale gelmesiyle ödeyecek.
Şehir içi ulaşım için Marmaray, yeni metro hatları, artan deniz ulaşımı gibi daha mantıklı alternatifler gündemdeyken hükümetin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne zorla kabul ettirdiği ve kent planlarını da altüst eden bir üçüncü köprü dayatmasıyla karşı karşıya olduğumuz görünüyor. Eğer öyleyse bu projeye bütün İstanbullularla birlikte önce Kadir Topbaş’ın karşı çıkması gerekiyor.

2 Ekim’de İstanbullular kendilerine dayatılan bu dış baskıya karşı olduklarını göstermek için eyleme davetli. 2 Ekim’de bütün Boğaz kıyıları ellerinde mumlarla üçüncü köprüye karşı olduklarını söylemek için toplanan İstanbullularla dolacak. Buluşma noktaları için www.2milyonistanbullu.com

Hiç yorum yok: